Bir ah ile bu alemi viran ederim ben

..ah minel aşk ve minel garaib..

Tag: Can Dündar

can dündar

by melanous

bekklentisiz sevmeyi denediniz mi?
hiç beklentisiz sevdiniz mi?
yani “bugün telefon etmedi” demeden, “şu an nerede acaba?”
diye kendi kendinizi yemeden, “yaş günümü hatırlayacak mı
acaba?” diye bir beklenti içine girmeden…
sevdiniz mi hiç?
onun, size ait olmadığını kabul edip,onu özgür yaşamı
ile sevmeyi denediniz mi?
yanındaki erkek arkadaşına aldırmamayı öğrenip ama aldırmıyormuş gibi
yapmadan, gerçekten aldırmadan,
“bitecekse biter , bunu ben değiştiremem, beni sevmeyi
bırakmasını değiştiremeyeceğim gibi” diye düşünüp.
onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi
yıpratmaktan vazgeçebildiniz mi hiç?
hiç beklemeden çalan bir kapıda,
onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?
beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden…
ve beklemeden gelen bir “seni seviyorum” mesajının
tadına varabildiniz mi hiç?
siz istediginiz için degil, o istiyor diye yapildi mi tüm bunlar? ve
beklentisiz sevmenin tadina bakabildiniz mi hiç?
“bugün beni hatirlamadi” yerine “hiç beklemiyordum,
senin gelecegini” diyebilmek ne güzeldir oysa…
onu bogmadan, kendinizi bogmadan sevebilmek
ne güzeldir… sahiplenme duygusundan uzak,
sevmenin, sevilmenin tadina varabildiniz mi hiç?
yapilmamis davranislar, söylenmemis sevgi sözcükleri ile
kendi kendinizi ask çikmazinda kaybedeceginize,
hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
beklentisiz sevin…
ben, beklentisiz seviyorum…
“niye aranmadim” diye düsünüp kendini kendinizi
yiyeceginize, hiç beklenmedik bir “seni özledim”
mesaji ile aski yakalayin..
beklentisiz sevin…
ben, beklentisiz seviyorum…
o, sizin sevgiliniz oldu için degil.
ona tapulu maliniz gibi, çantaniz, arabaniz gibi
davranma hakkiniz oldugunu düsünmeden.
onu sevdiginiz, onun da sizi sevdigi için sevin…
sevgiye karisan “beklenti” denen illeti
hemen silin askin ak sayfalarindan…
göreceksiniz ki, o zaman ask, baska bir güzel…
göreceksiniz ki, o zaman sevgili, daha bir romantik…
göreceksiniz ki, o zaman sevmek ve sevilmenin
damaklarda biraktigi tat, yillanmis sarap gibi, beklenti
zehrine karismadan bir baska döndürüyor insanin basini..
ben, beklentisiz seviyorum…
onun nerede oldugunu merak etmiyorum…
“beni bugün neden aramadi” diye
geçirmiyorum içimden, aramadigi zamanlarda…
gelecege dair hayallerim de yok zaten…
ben, sevgiyi yasiyorum…
onun yanimda oldugu anlar o kadar degerli,
o kadar kiymetli ki… gerçeklesmemis ve
gerçeklesmeyecek beklentilerle mahvetmiyoruz o anlari…
beklentisiz seviyoruz…
sevdigimiz için seviyoruz…
hayalsiz, geleceksiz, beklentisiz… anlik seviyoruz…

deneyin… beklentisiz, sevmeyi deneyin bir gün…
beklentilerle bogdugunuz asklariniza aciyacaksiniz…

Her Seçim Bir Kaybediştir

by melanous

her seçim bir kaybedistir
her tercih bir vazgeçistir çünkü… sabah ise gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik firsatindan vazgeçmis olursunuz. kalkar kalkmaz hayat bin bir seçenegi dayar burnunuzun ucuna… “ne giysem” telasindan, ögle yemeginde “ne alirdiniz?” diye basucunuzda biten garsona, “hangi kanaldaki filmi izlesem” kararsizligindan “bize oy verin” diye bagrisan partilere kadar her sey, herkes, her an sizi israrla bir tercihe zorlar. yastiginiza teslim olmussaniz, belki disarda isil isil bir günden vazgeçmis olursunuz. bahar esintileri tasiyan bir elbise belki o gün yasaminizi isildatabilecekken, agirbasli bir sadelige karar vermekle muhtemel bir tanisikligi tepersiniz……..

Her Seçim Bir Kaybediştir II

by melanous

“ingiliz kralı wıı edward sevdiği kadın için tahtını terk ettiğinde kimse bu tercihe anlam verememişti. çünkü ‘geçer akçe’ olan tahtı ve bir kadın için koca imparatorluğun nimetlerini tepmek akıl dışı sayılıyordu.
birisini herşeyden vazgeçebilecek kadar çok sevmenin, insanın başına hiçbir tacın sağlayamayacağı türden bir asalet halkası takacağını düşünmediler.
ingilizler, tahtsız kralın ardından dövüne dursun, tahtsız kral da sevgisiz ingilizlerin haline acıdı durdu hayatı boyunca…
bir kez daha yazmıştım. ‘her seçim bir kaybediştir’ diye. her tercih bir vazgeçiştir çünkü…
ama yaşam vazgeçtiğiniz şeye karşı ipucu vermez. geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur. bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır.
ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz insanla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir.
hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir…
ve o dünyada en yerinde tercih vazgeçiştir…”

Son Kez/Can Dündar

by melanous

hiç bir insani unutmak,
bir insandan vazgeçmek,
bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda
kaldin mi hiç?
hani ölmüs gibi,
hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip
ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi.
ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek ,

…Okumaya devam edin.