Bir ah ile bu alemi viran ederim ben

..ah minel aşk ve minel garaib..

Gökanlam i – Edip Cansever

by melanous

hani nerde o yalancı kadınlar
söyleşen kapı önlerinde -kalın erik kokusu
bembeyaz örtülerde çürümüş karanlıklar
sızıp da köşelerden ve yağmur sularından
dökülen taşlıklara esmer, selçuki
onlar, o hiçbir şeyden yapılmamış adamlar.

gecelerden sabaha usulca kanayanlar
üşümüş, yorgun ve bütün gün adres soranlar
hangi telefonu açsalar gökyüzü
hangi telefonu açsalar gökyüzü
ya da aç bir kuş sürüsü onları boşuna kollar
çünkü onlar ki yalnız kendilerinde gömülü
yüzlerinde dağa çıkmışların yüzü var.

giderler, gelirler ve asıl gök kıvamındalar
her şey bu sıkıntı vakti için ve pullar
posta mühürleri, burçlar – bir gün hiç satın almadığımız kır
menekşeleri -
o limonlu votkalar, yerine asılmamış şapkalar
sanki hiç açmayacak bir erguvanın
yaşamsız, loş erguvanlığında
upuzun bir yolculukta, bir tanrı kılığında
içimizden biridir, yakın olmayan şeyleri ufalar

onlar, o hiçbir şeyden yapılmamış adamlar.
üşümüş, yorgun ve bütün gün adres soranlar.

Yaşamaya Dair

by melanous

Bir sincap gibi yaşamak ne kadar zor olabilir?

Bir sincap aşık olur mu mesela?
Ya da bir sincap ne denli özgürdür yaşamakta?
Bir sincabı yola getirebilir mi binlerce sincap?
Bir sincap kısacık, ürkek hayatında ne denli kafa tutmak zorunda kalmıştır diğer sincaplara?

Bir sincap bütün ürkekliği ile  nasıl doldurur bir ömrü?

Nasıl yaşar bir sincap?
Neden yaşar?

Biliyorum bu sorularla işi olmaz, bütün işi gücü yaşamak onun.

Bütün işim gücüm nasıl yaşayacağımı düşünmek benim.

Sana nasıl imreniyorum sincap ah bir bilsen.

by melanous

Güneşli bir sonbahar akşamüstünde işsizliğin tadını henüz adını bilmediğim bir yazarın kenarda köşede kalmış pek bilinmeyen kitabını yazın son demlerinin odasına doldurduğu ılık rüzgar eşliğinde okuyarak çıkaran yirmili yaşların ortalarında zayıfça, orta boylu, siyah gür ve düz saçlı bir erkeğin çalan kapıya bakmak için ayrıldığı ve bir daha geri dönmediği odasının resmidir.

Korkuyu Beklerken – Oğuz Atay

by melanous

Oğuz Atay’ın söz konusu eserindeki öykülerin çoğunu blogumda paylaşmıştım daha önceden. Bu paylaşımda da paylaştığım öykülerinin linklerini derleyip toparlayacağım.

 

 

#Müzik | Nick Drake – Northern Sky

by melanous

#Video | Hrant İçin Adalet İçin (For Hrant for Justice)

by melanous

Aşkla Sana – Arkadaş Z. Özger

by melanous

“…
alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun

başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun

söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor

bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım

beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni

akıtsam deliren sevdamı
köpürür mü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünki elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir

yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın

şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek
…”

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 116 other followers